Gönülden bağlanmışlara

26/9/2008

KADİR GECENİZ MÜBAREK OLSUN


Kadir Geceniz Mübarek Olsun

 
(Çok sevdiğim bir ağabeyimin kandil mailini sizlerle paylaşmak istedim.)

Bazen en dindar saydığınız insandan gelir en büyük günah... Bazen de en dinsiz saydığınızdan en büyük dua...

 

Aşağıda özellikle kendi inançlarını herkesten üstün tutan ve kendisi gibi olmayanları Allahsız ilan edenlerin Allahsız ilan ettikleri yazarlardan birinin

Can Yücel'in dua gibi bir yazısını okuyacaksınız. Bakın bakalım kimmiş dinsiz???

 

Ercüment

   Farkında' olmalı insan...
 
  Kendisinin, hayatın olayların, gidişatın farkında olmalı. Farkı fark
  etmeli, fark ettiğini de fark ettirmemeli bazen...Bir damlacık sudan nasıl
  yaratıldığını fark etmeli.
 
  Anne karnına sığarken dünyaya neden sığmadığını ve en sonunda bir metre
  karelik yere nasıl sığmak zorunda kalacağını fark etmeli.
 
  Şu çok geniş görünen dünyanın, ahirete nispetle anne karnı gibi olduğunu
  fark etmeli.
 
  Henüz bebekken 'Dünya benim!' dercesine avuçlarının sımsıkı kapalı
  olduğunu, ölürken de aynı avuçların 'her şeyi bırakıp gidiyorum işte!'
  dercesine apaçık kaldığını fark etmeli.
 
  Ve kefenin cebinin bulunmadığını fark etmeli.  Baskın yeteneğini fark
  etmeli sonra.
  Azraillin her an sürpriz yapabile ceğini, nasıl yaşarsa öyle öleceğini fark
  etmeli insan
  Hayvanların yolda, kaldırımda, çöplükte ama kendisinin güzel hazırlanmış
  mükellef bir sofrada yemek yediğini fark etmeli.
 
  Yaratılmışların en güzeli olduğunu fark etmeli ve ona göre yaşamalı.
  Gülün hemen dibindeki dikeni dikenin hemen yanı başındaki gülü fark
  etmeli.
 
  Evinde kedi, köpek beslediği halde çocuk sahibi olmaktan korkmanın
  mantıksızlığını fark etmeli.
 
  Eşine 'seni çok seviyorum!' demenin mutluluk yolundaki müthiş gücünü fark
  etmeli.
 
  Dolabında asılı 25 gömleğinin sadece üçünü giydiğini ama arka sokaktaki
  komşusunun o beğenilmeyen gömleklere muhtaç olduğunu fark etmeli.

  Zenginliğin ve bereketin sofradayken önünde biriken ekmek kırıntılarını yemekte             
  gizlendiğini fark etmeli.

  Annesinden doğarken tertemiz teslim aldığı gırtlağını ve aşırı beslenme
  yüzünden sarkan göbeğini fark etmeli, fark etmeliyiz çok geç olmadan.....
 
  Ömür dediğin üç gündür, dün geldi geçti yarın meçhuldür...
  O halde ömür dediğin bir gündür,o da bugündür....              



 

15/8/2008

BERAT KANDİLİ


 Cenab-ı Hak buyuruyor:

'Apaçık kitaba yemin olsun ki, Biz Kur'an-ı mübarek bir gecede indirdik. Biz, gerçekten uyarıcıyız. O mübarek gecede, her hikmetli iş katımızdan bir emirle ayırt edilir...'(Duhan, 44/1-4)

Ayette geçen, 'mübarek gece'den maksat; Berat  gecesidir. Kur'ânın bu gecede,  Yedinci semadan dünya semasına indirildi. Kadir gecesinde ise ilk kez Peygamber Efendimize indirilmeye başlandı.

Bu gecenin, dört adı vardır. "Mübarek gece", "Berae gecesi" "Sakk gecesi", "Rahmet gecesi". Ve denildi ki bununla Kadir Gecesi arasında kırk gün vardır. Berae ve Sakk gecesi denilmesi hakkında da denilmiştir ki, haraç tamamen alındığı zaman beraetlerini (temize çıkmalarını) dile getiren bir sened yazıldığı gibi, Allah Teâlâ da bu gece mümin kullarına beraet yazar. Ve denilmiştir ki bu gecede beş özellik vardır:

Bu gecenin beş özelliği vardır:

1) Bu gecede önemli işlerin seçimi ve ayırımı yapılır.

2) Bu geceyi ibadetle geçirenlere yardımcı olması amacıyla Allah tarafından melekler gönderilir.

3) Bu gece bağışlanma ve af gecesidir.

4) Bu gecede yapılan ibadetlerin fazileti çok büyüktür.

5) Bu gecede Peygamberimize şefaat yetkisinin tamamı verilmiştir. Bu yetkinin üçte biri Şaban'ın onüçüncü  günü, üçte biri Şaban'ın ondördüncü günü, geri kalan üçte biri de Şaban'ın onbeşinci günü verilmiştir.

Hazreti Âişe (ranha) bu gecenin fazileti hakkında şunları anlatıyor:

Günün birinde Hazreti Peygamber yanıma girdi. Elbisesini çıkardı. Aradan zaman geçmeden tekrar giyindi. Bunun üzerine beni şüphe, kıskançlık sardı. Ortaklarımdan birinin yanına gidecek sandım ve peşini takip ettim. Medine’nin kabristanı olan Bakîu’l-Garkad’da kendisine eriştim. Mü’minlere ve şehidlere istiğfar ve dua ediyordu. Kendi kendime: ‘Anam babam sana feda olsun! Sen Rabb’ının rızası uğrunda, ben ise dünya peşindeyim!’ diyerek döndüm. Soluk soluğa eve girdim. Arkamdan da Resülüllah (sav) girdi.

-Neden böyle hızlı nefes alıyorsun?’ dedi.

Ben,

-Anam babam uğruna feda olsun. Yanıma gelip elbisenizi çıkardıktan sonra tekrar giyindiniz, beni kıskançlık tuttu. Ortaklarımdan birinin yanına gideceğinizi zannettim. Nihayet sizi kabristana giderken gördüm,dedim.

Resul–ü Ekrem,

-Resülüllah sana haksızlık edecek diye mi korkuyorsun?’ dedi.

Ardından Cibril geldi ve şöyle dedi:

-Bu gece Şa’bân’ın on beşinci gecesidir. Cenabı Hak bu gecede Benî Kelb kabilesi koyunlarının sayısı kadar kimseyi cehennemden âzâd eder. Fakat bu gece Allah; müşriklerin, kincilerin, akrabalarıyla münasebeti kesenlerin, hayat ve ihtişamlarına mağrur olanların, ana ve babalarına isyan edenlerin, içki düşkünlerinin yüzlerine bakmaz.

Resul–ü Ekrem, elbisesini çıkardı.

-Bu gece ibadet etmeme müsaade eder misiniz? buyurdu.

-Evet, sana anam babam feda olsun, dedim.

Peygamber namaza kalktı. Secdeye kapanıp uzun müddet kaldı. Endişelendim, elimle yokladım. Elim, ayağının altına dokununca kımıldadı. Ben de sevindim. Secdede şöyle niyaz ettiğini işittim:

Allah’ım! azabından afvına, gazabından rızana sığınıyorum. Sen’den yine Sana iltica ediyorum. Şânın yücedir. Sana yaptığım senayı Senin kendine yaptığın senaya denk bulmuyorum. Sana lâyık bir surette hamd etmekten âcizim.

Sabah olunca bunları Resul–ü Ekrem’e söyledim. O da,

- Yâ Âişe, bunları öğrendin mi? dedi.

-Evet yâ Resülüllah, dedim.

Resuli Ekrem;

-Bunları hem öğren hem de başkalarına öğret. Zira bunları bana Cibril öğretti ve secdede bunları okumamı ta’lîm buyurdu.’ dedi.”

Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) buyuruyor:

"Her kim bu gece yüz rekat namaz kılarsa yüce Allah ona yüz melek gönderir. Otuzu ona cenneti müjdeler, otuzu ona cehennem azabından teminat verir. Otuzu da ondan dünya afetlerini savarlar, O'nu da ondan şeytanın tuzaklarını hilelerini savarlar."

"Yüce Allah bu gece ümmetine öyle rahmet eder ki Kelb kabilesinin koyunlarının kılları sayısınca."

"Yüce Allah bu gece bütün müslümanlara mağfiret buyurur ancak kâhin, sihirbaz, yahut çok kin güden veya içkiye düşkün olan, yahut ana-babasını inciten, veya zinaya ısrarla devam eden müstesna."

'Şaban ayının 15. gecesini ibadetle geçirin, gündüzünde de oruç tutun. Çünkü yüce Allah, bu gece dünya semasına rahmetiyle tecelli eder ve; 'tevbe eden yok mu! Onu affedeyim. Rızık isteyen yok mu, ona rızık vereyim, hastalığından şifa isteyen yok mu ona şifa vereyim. Yok mu şunu isteyen yok mu bunu isteyen' der. Bu durum, sabaha kadar devam eder'

'Ameller, bu ayda âlemlerin Rabb'ı yüce Allah'a arz edilir. Ben de amellerimin oruçlu iken Allah'a arzedilmesini isterim'

 
KANDİLİNİZ MÜBAREK OLSUN!!!!!!!!!!!!!

18/7/2008

OKYANUS............




























Su, kendine sırdaş arıyordu.
Önce buluta verdi sırrını.
Ağır geldi sır buluta.
Sağanak sağanak döktü suyun tüm sırlarını.

 

Sonra göle gitti su.
Ona anlattı derdini.
Bu arada bulut suyun sırrını yağmur yapıp, dolu yapıp,
kar yapıp savurduğu için,
zaman zaman taşıyordu göl ve suyun sırrı iyice açığa çıkıyordu.

 

Sonra nehre verdi su sırrını.
Nehir aldı suyun sırrını çekti gitti.
Dereye verdi.
Dere biraz daha yavaş olsada nehirden ,
o da götürdü suyun sırrını bir başka bilinmeze...
Çağlayanlar, şelaleler, akarsular..
Hepsi kayboluyordu bir anda.
Sonra bir gün su takip etti dereyi.
Dereye okyanusa kavuşunca farketti su, bütün sırlarının
akarsularla, çağlayanlarla, ırmaklarla...
okyanusa taşındığını.

 

Karar verdi su.
Sırrını okyanusa verecekti.
Öyle de yaptı zaten.
Tüm sırlarını okyanusa verdi. Artık suyun sırrını okyanustan başkası bilmiyordu.
Ne taştı okyanus, ne bir başkasına taşıdı suyun sırrını, ne de kurudu..
Geçen karşılaştık suyla. Bir bardaktaydı. Suskundu.
Çok uğraştım konuşturamadım.
Ben tam giderken "Dur !'' dedi su.
Durdum!

 

"Okyanus yürekli dostlar bulmadan sakın konuşma!
Taşıyamazlar, kaldıramazlar senin yükünü, canını yakarlar, utandırırlar.'' Dedi

        

                                                                                            ………Hümeyra ‘dan.



26/6/2008

KULAKLARA KÜPE



Bir gün sormuşlar ermişlerden birine: 'Sevginin sadece sözünü edenlerle, onu yaşayanlar arasında ne fark vardır?'diye. 'Bakın göstereyim' demiş ermiş.
Önce sevgiyi dilden gönlüne indirememiş olanları çağırarak onlara bir sofra hazırlamış. Hepsi oturmuşlar yerlerine. Derken tabaklar içinde sıcak çorbalar gelmiş ve arkasından da derviş kaşıkları denilen bir metre boyunda kaşıklar. Ermiş 'Bu kaşıkların ucundan tutup öyle yiyeceksiniz' diye bir de şart koymuş. 'Peki' demişler ve içmeye teşebbüs etmişler. Fakat o da ne? Kaşıklar uzun geldiğinden bir türlü döküp saçmadan götüremiyorlar ağızlarına. En sonunda bakmışlar beceremiyorlar, öylece aç kalkmışlar sofradan.
Bunun üzerine 'Şimdi…' demiş ermiş. 'Sevgiyi gerçekten bilenleri çağıralım yemeğe.' Yüzleri aydınlık, gözleri sevgi ile gülümseyen ışıklı insanlar gelmiş oturmuş sofraya bu defa. 'Buyurun' deyince her biri uzun boylu kaşığını çorbaya daldırıp, karşısındaki kardeşine uzatarak içmişler çorbalarını. Böylece her biri diğerini doyurmuş ve şükrederek kalkmışlar sofradan.
'İşte' demiş ermiş. 'Kim ki hayat sofrasında yalnız kendini görür ve doymayı düşünürse o aç kalacaktır. Ve kim kardeşini düşünür de doyurursa o da kardeşi tarafından doyurulacaktır şüphesiz.
Şunu da unutmayın: Hayat pazarında Alan değil, Veren kazançlıdır her zaman

20/6/2008

SEV Kİ HÜCRELERİN YENİLENSİN...


Sabah sol gözümde bir ağrı ve biraz kanla uyandım.

Öğleden sonra soluğu doktorda aldım. Dünya tatlısı bir doktor.

İlk bakışta çözdü derdimi. 'Direnç kaybına bağlı iltihaplanma...'

'Sorun gözünde değil aslında...' dedi doktorum. '.... baktığın yerde....

.Hep karanlığa bakmaktan feri sönmüş gözlerinin. Yılgın düşmüşsün.

Yorgunluk mikrobu, seni gözünden vurmuş'.

Bu teşhisin ardından öyle bir reçete yazdı ki dostlar başına:

'Pozitif düşüneceksin. Hayata sımsıkı sarılacaksın. İşinden kafanı kaldırıp,

çevrende ki sana sıkıntı veren insanlardan uzaklaşıp sevdiklerinle vakit geçireceksin.

Kendine yeni heyecanlar yarat. Sev, ki hücrelerin yenilensin.

Sana enerji vermeyecek hiç kimseyle de birlikte olma...'

Can Dündar


« Önceki ::